Özdisiplin

Nasıl kazanılır? Nasıl geliştirilir?

19 Ekim 2019… Cappadocia Ultra yarışı…

63.4 km koştum, 10 saat 9 dakika sürdü.

Tabii ki bunun öncesinde çok zorlayıcı bir antrenman döneminden geçtim. Günlük hayatta zaten koşuyordum, spora da gidiyordum ancak bu yarışa hazırlanmak için bir program dâhilinde yaklaşık 5 ay önceden haftada 3 gün koşmaya, 3 gün de spor yapmaya başladım.

Pazartesi spor salonuna gidip kuvvet çalışması yapıyordum, salı Runarchy isimli güzel koşu ekibimizle 6 - 10 km koşu, çarşamba spor salonunda hafif kilo ve yüksek tekrarlı power lifting hareketleri ile dayanıklılık, perşembe “hiit” veya diğer ismiyle “interval”, cuma yine spor salonu ama daha hafif hareketler, cumartesi sabah 4.30’da kalkıp ormanda 25 - 40 km koşu, pazar dinlenme...

 

5 ay, dile kolay… Bu süre boyunca bu yoğunluğa devam edebilmek çok zordu ama bitirdim ve son metrelerde hissettiğim başarı duygusu paha biçilemezdi. Aylarca bunun için çalışmıştım ve sağlıkla mutlulukla bitirmek beni çok mutlu etmişti. 10 saat sürmüştü ama olsundu, bu benim ilk uzun yarışımdı. Geldiğimde çok yorgun hissediyordum. Organizasyon, yarışı bitirebilen koşuculara polar, güzel bir ceket armağan etmişti. Onu hemen giymiş ve yemek alanına koşmuştum. (Pardon yürümüştüm, o an koşamıyordum.)

En az 5 ay sürmüş bu tempoya nasıl uyabilmiştim? Hiç bozmadan, aksatmadan, sıkılmadan, hayatım buna bağlıymış gibi, 8.00 – 17.00 “Android Uygulama Geliştiricisi” olarak çalışmıyormuşum gibi bu tempoyu nasıl devam ettirebilmiştim? Bunu o gün inanın hiç merak etmemiştim ta ki aşağıda anlatacağım, Karabük Üniversitesi’nde yaptığım konuşmanın ardından yanıma gelen arkadaş sorana kadar…

 

Yarıştan 5 ay sonra, 5 Mart 2020 tarihinde Karabük Üniversitesi beni, Bilgisayar Mühendisliği Bölümü öğrencilerine konuşma yapmam için çağırmıştı. Çok mutlu olmuştum. Hemen güzel bir sunum hazırladım. Az ve çarpıcı cümleler, bol fotoğraf, hafif espri... Kendimce, üniversite öğrencilerine samimi bir tarzla ihtiyaçları olduğunu düşündüğüm bilgileri vermeye çalışacaktım. Daha doğrusu “Üniversitedeyken bana ne söylenilse şu an daha iyi bir yerde olurdum?” diye düşündüğümde aklıma gelenleri anlattım. Mesela herkes kendini geliştir der ve tam olarak ne yapman gerektiğini çoğu zaman kimse söylemez... (Belirtmeden geçemeyeceğim: O zamanki yöneticim de sunumu çok beğenmişti. Önerilerine fikirlerine değer verdiğim biriydi. Buradan da teşekkür ederim.) Bol kitap okumamız; GitHub hesabı açmamız; ufak da olsa projeleri, ödevleri mutlaka oraya depolamamız gerektiği gibi mesleki önerilerde bulundum. Ardından vücudumuzun masa başı işler için yaratılmadığını, spor yapmamız gerektiğine inandığımı da söylediğimde, ekranda Cappadocia Ultra’da ve Uludağ Ultra’da çekilmiş fotoğraflarım vardı. Fotoğrafların nerede çekildiğini anlattıktan sonra aylarca antrenman yaptığımdan da kısaca bahsettim ve sunum bitti. Hayatımın en kıymetli alkışları için o genç kardeşlerime tekrar çok teşekkür ederim. Tam dışarı çıkmıştım ki bir arkadaş peşimden geldi ve aylarca süren antrenmanları nasıl devam ettirebildiğimi, bu öz disiplini nasıl kazandığımı sordu.

 

Yazımın çıkış noktasını uzun uzun anlattıktan sonra cevaba gelebilirim.

Öncelikle bu yazı neden bu kadar geç geldi? Senin gençlere yardımın bu kadar mı? Öz disiplinden bahsettiğin bir yazı için 1,5 sene beklenir mi? Senin öz disiplinini… gibi tatlı(!) linç cümlelerini hayal edebiliyorum çünkü sorunun cevabını tam olarak bilemiyordum. Uzun süredir düşünüyordum -hatta bayaaaa bi uzun süredir- ancak hâlâ tam olarak bulamıyordum (Zaten soruyu soran arkadaşa da o an doğru düzgün bir cevap veremedim. İnşallah yazıyı okur. Onu nereden bulabileceğimi de bilmiyorum, inşallah LinkedIn’den takipleşmişizdir.) ta ki aynı yarışa, aynı kilometreye hazırlanamayana kadar. Evet doğru okudunuz. Bu sene (16 Ekim 2021’de yapılacak olan Cappadocia Ultra yarışı 63 km parkuruna) tekrar hazırlanmayı, tekrar koşmayı düşündüm ama yapamadım. Neden tekrar o 5 aylık hazırlık dönemindeki gibi yoğun antrenman yapamıyorum? O zamanlar başka çarem yokmuş gibi görünmesinin, şimdi içimden hiç gelmemesinin sebebi ne? Bu soruları cevaplamaya çalıştığımda o arkadaşın sorusu kafamda ufak ufak cevaplanmaya başladı. Hevesiniz kursağınızda kalacak ama -çoğu yazımda olduğu gibi- kısa bir cevap yine yok.

 

Sorunun cevabına, o sene hayatımda olup da şu an olmayan neler var diye düşünmekle başladım. Yani o 5 aylık tempoyu o sene yapabilmiş olmama rağmen şu an yapamamam için sebepler neler olabilir?

 

İlk olarak dünyanın başına bela olmuş malum salgından bahsetmek lazım. Aylarca evlere kapandık. Ne olacağı belirsiz, yarışın yapılıp yapılmayacağı bile belirsiz. (Nitekim 2020’de iptal de edilmişti.) Bundan seneler sonra, Corona’dan çoktan kurtulduğumuz yıllarda bu yazıyı okuyup “Aaa, öyle bir şey olmuştu bi’ ara dimi yaa!” dememiz ümidiyle... Aşı olmuş olmamıza rağmen pozitif rakamları yine yükselişte… (Bugün 24 Temmuz 2021) Eveeet, işte bu çok büyük bir problem. Evde oturduğumuz halde kitap okuyasımız bile gelmezken şimdi çık antrenman yap. Taşıyıcı pek çok insanın olabileceği spor salonuna git bakalım. Salgın yüzünden her şey daha zor ancak yine de içimdeki atalete direnip bazı günler sabah erken kalkıp koşabiliyor, insanlardan uzak durarak spora gidebiliyorum.

 

2019’da daha kolay olup 2021’de daha zor olan başka neler var diye düşündüğümde, mesela o zamanlar zaten düzenli koştuğum geliyor aklıma. Her salı Runarchy, her perşembe interval ve haftada 1-2 gün spor salonu o 5 aylık dönemden önce de vardı ancak bu sene o düzene bir türlü devam edemedim. Dönem dönem birkaç ay devam ettirebilmiş olsam da yine eve kapandık, yine geriledim. Açıldı tekrar başladım; yine kapandık, yine geriledim. Böyle olunca da bir türlü dikiş tutmadı.

 

Hedefsizlik:

 

Hayatta genel olarak kısa ve uzun vadeli hedeflerimizin olması çok önemlidir. Hedefimiz olduğu zaman çaba sarf etmek için bir sebebimiz olur; moralimiz, motivasyonumuz pozitif ve yüksek olur. Hedef konusu açıldığında herkesin söylediği, internetteki her hedef yazısında yer alan ama çoğu insanın içselleştirip uygulayamadığı bir Montaigne cümlesi vardır: “Hedefi olmayan gemiye hiçbir rüzgâr yardım edemez.” Uğruna bizi çalışmak için kamçılayacak ciddi hedeflerimiz olmalı. Ayrıca hedefimiz olduğu zaman kafamız daha rahat olur. Kararsız olmayız bir kere ki bu çok güzel bir şey bence. Mesela benim senelik 24 kitap okuma hedefim var. Her ay 2, 2 haftada 1 tane. Hedefi koyup zamana da böldüğümde rahat rahat, güzel güzel okuyorum. Geçen sene de vardı. Hedef net: Senede 24 kitap. Yapacağım şey net: 2 haftada 1 kitap bitirmek.

 

Salgın sağolsun, yarışa kaydolup “Oh be hedef netleşti! Tamam gidiyorum, 550 TL kayıt ücretini yatırdım, artık gitmek zorundayım. Düzenli antrenmanlar başlasın oleeyy!” gibi bir düşüncem de ne yazık ki olamadı. Bir şekilde niyetine girip kaydolsam bile formda değildim. O eski spor düzenime devam edememiştim, yeni evlendiğim için yarışa kayıt, yol, kalacak yer, ayakkabı gibi ücretleri karşılayabileceğimden emin değildim. Hem yarışa da az bir süre kalmıştı. Gidip Kapadokya’da hem Nariş’imle gezmek hem sporumu yapmak çok güzel olurdu ancak ne yazık ki yukarıda saydıklarım ve daha pek çok sebepten ötürü kaydolamadım. Hedef, yazının konusu olan öz disiplini sağlayabilme sorusunun en büyük 2 cevabından birisi. Öz disiplininizi geliştirmek istiyorsanız önce hedefinizi belirlemeniz ve sizi bu hedef uğruna çalışmaktan alıkoyacak her şeyden kurtulmanız lazım. Instagram, diziler, filmler… Üniversite sınavına hazırlandığım dönemde annem, “Sen benimle oturup dizi izleme. Geleceğini kurmak için sınava girecek olan ben değilim. Git çalış.” derdi. Çalışmanız gerekiyorsa çalışın. Yarın çalışırım derseniz yarın da çalışmazsınız. Belirlediğiniz hedefin “finish çizgisi”ni gördüğünüzde yaşayacağınız başarı duygusunu ve hazzı düşünün. Bu, motivasyon sağlayacaktır. Erteleme hastalığını bırakın. Kalkın ve harekete geçin. Şimdi. Şu an.

 

Yarış hedefi olmayınca da o güzel 5 ayın motivasyonu olamadı. Motivasyon olmayınca da antrenman düzeni olmadı. Ancak yarıştan önceki zamanki gibi haftada 2 gün koşu, 2 gün spor salonu düzenine ufak ufak dönebildim. Bu da 2022 yarışlarında formda olabilmek ve biraz da göğüs kası için. Bu seneki yarışlara kayıt olamadım ancak koşuculuğumdan vazgeçmedim ya! Daha 28 yaşındayım. Koşacak çok yarış var.

 

2019’da daha kolay olup 2021’de daha zor olan neler var diye düşündüğümde, mesela o zamanki arkadaşlarım da geliyor aklıma. Antrenmanlarda birlikte koştuğumuz, ormana birlikte gittiğimiz, sürekli fikir alışverişinde bulunduğumuz arkadaşlarımla şu an çok az görüşebiliyoruz. Dik yokuşlardaki yürüme formu ve bu yürüme hızının nasıl artırılabileceği, tepe antrenmanları, kısa mesafede hızlanmayı değil uzun mesafede dayanıklılığı artıran az tekrarlı daha uzun intervaller, jel ve yarış esnasındaki besinler, hazırlık dönemindeki yeme içme düzeni… gibi pek çok kıymetli bilgiyi aldığım koşu arkadaşlarımdan bir süredir uzak kaldım. Aslında salgın koşulları onlar için de geçerli tabii ki ancak o ekip yine de devam edebildi yarışlara. Ben koptum. İşte bu, sorunun en büyük 2 cevabından diğeri. Sizi ateşleyecek, cuma akşamı arayıp “Alparslan sabah 5.30 da görüşüyoruz, bak Çakmak Köprüsü’nde bekliyor olacağım unutma, saatini kur, kaldır kıçını gel lütfen.” diyecek samimi, güzel arkadaşlıkların yokluğu bu sene bu yarışa ve başka yarışlara hazırlanamamış olmamın diğer büyük sebebi gibi geliyor bana. Birlikte yükseklik haritasını açıp yarışların kritiğini yaptığımız günler aklımda mesela: “Şu tepe kolay, burada koş ama şu zor bak, hem buradan öğle sıcağında geçiyorsun, yedek su mutlaka al. Burası düz 5.00 pace yap, şurada dinleneceksin zaten…”

 

Öz disiplini sağlayabilmenin, kişisel ataleti yenmenin benim gördüğüm ve uyguladığım kadarıyla 2 sebebi: Güzel bir hedef belirlemek ve bu hedefte yalnız olmadığınızı hissettirecek; sizinle birlikte elini hiç çekinmeden taşın altına sokacak; sizi cesaretlendirip, kendisi de cesaretlenip mutlu olacak kıymetli arkadaşlarınızın olması.

 

Bu yazıyı canım annemden bahsederek bitirmek istiyorum. Öz disiplin konusunda biz çocuklarına çok şey öğretti. Sayesinde ablalarım da ben de kişisel olarak çok güçlü bireyler haline geldik. Tuttuğunu koparan, kafasına koyduğunu yapan, çekinmeyen, korkmayan… Siz de alttaki 3 kelimeyi -annem gibi- buzdolabına mutlaka asın. Sadece asmayın, içselleştirin ve uygulayın:

 

Üşenme!

Erteleme!

Vazgeçme!

Blog yazılarına abone olmak ister misiniz ?

Her yeni blog yazısı çıktığında veya soru yayınlandığında bildirim almak için e-mail adresinizi yazmanız yeterli.