Değiştirilmiş Karbon Kitap eleştirisi

Merhaba :)

Bu yazımın konusu  Richard K. Morgan tarafından yazılmış olan Takeshi Kovacs kitap serisi olacak. 2018 Eylül - 2019 Şubat ayları arasında Aydın'da yaptığım askerlik görevim esnasında yaklaşık 30 adet kitap okudum. Bu seri ile, askerken çıktığım bir çarşı izninde aç kurt gibi kitap ararken karşılaştım. Aslında serinin 3.kitabı yeni çıkanlar raflarındaydı. Arka kapağını okudum ve bu seriyi kesinlikle okumam lazım dedim. Ardından ilk kitabı aldım. Seri 3 adet kitaptan oluşuyor ve isimleri şöyle:

Değiştirilmiş Karbon (Altered Carbon 496 sayfa)
Düşmüş Melekler (Broken Angels 480 sayfa)
Dirilen Öfke (Woken Furies 584 sayfa)

Ortalama 360 sene gelecekte geçen serinin türü cyberpunk. An itibariyle (23 Ağustos 2019 Cuma) hepsini okumuş bulunuyorum. Henüz izlemedim ama Değiştirilmiş Karbon (Altered Carbon) adında dizisi de varmış. İzlemem de büyük ihtimalle. Kendi hayal dünyamdaki Johnny Depp Kovacs ile mutluyum. Joel Kinnaman'dan çok daha karizmatik bu rol için. Ayrıca daha sırada okunacak çok kitap var. Evde yalnız yaşayan televizyon çalıştırmayan hatta fişini bile çekmiş birisi olarak fantastik dünyalarda kaybolmamı sağlayan kitaplar okumayı, televizyon izlemekten daha mantıklı, güzel ve keyifli buluyorum. Başlamadan şu uyarıyı da yapayım. Kitap, dizi ile farklılıklar gösterecektir. Çoğu uyarlamada bu yapılır. Daha çarpıcı olması, daha çok izlenmesi veya kısaltma gibi saçma sebeplere sığınılarak genelde kitap-dizi uyarlamaları dizi yapımcısının kafasına göre değiştirilir. (Taht Oyunları'nın da kitabını okudum, dizisinin Allah belasını versin.) Diziyi bilmem, tanımam, görsem selam vermem. Ve rica ediyorum bana "sen böyle yazmışsın ama dizide şöyle" gibi cümlelerle gelmeyin. Diziyi kesinlikle bazalmıyorum, umursamıyorum. Kitaptan diziye yapılan uyarlamaları sevmiyorum izlemiyorum. Ben eski kafalıyım. Televizyon düşmanı bir kitap kurduyum. Benim çocukluğumda google mugıl yoktu. Meydan Larousse ansiklopedi serisinde o konudan bu konuya geçerken kaybolup saatler sonra kendime gelirdim... Tribe geldim. Ellerim titriyor şu an... Özledim seni Meydan Larousse...

Spoiler vereceğim. Kitapları okumayı düşünüyorsanız yine de yazımı okumanızı tavsiye ediyorum. Kitapların gidiş yolu farklı çünkü. Spoiler var diye okumaktan vazgeçmeyin merak uyandırıyorlar yani.

Pek çok kitap okuyorum peki neden bu seri hakkında yazmak istedim? Çünkü bu seri olması gerektiğinden fazla negatif yorum almış fazla gömülmüş. Fazla haksızlık yapılmış bence kıyamam. Ben çok sevdim. Tabiiki başarılı/başarısız olduğunu düşündüğüm kısımları da var. Ancak genel olarak yarattığı dünya çok farklı ve ilginç. Haters gonna hate. Ne kadar güzel bir ürün ortaya koyarsanız koyun mutlaka acımasızca atıp tutanlar olacaktır. Yapıcı eleştiriler önemli ve değerlidir. Ben diğer boş yapan faydasızları kastediyorum.

Serinin üzerine kurulduğu mantık şu: ölmeniz çok zor. Bedeniniz ne yaralar alırsa alsın ensenizde bulunan çip (Cortical Stack) zarar görmedikçe başka bir bedene bilinç aktarımı yapabiliyorsunuz. Anılarınızla, kişiliğinizle ve benliğinizle birlikte yeni bedende hayatınıza devam edebiliyorsunuz. Vaay iyiymiş dediğinizi duyar gibi oluyorum. Ancak ölümsüzleşmek  her zaman iyi birşey olmayabiliyor. Ölümsüz insanlar zamanla kimlik bunalımına girip amaçsız kalıyor. Hayata dair ne varsa duyarsızlaşıyor. Hele zenginler var ki gömlek değiştirir gibi beden değiştirip bilinç ve beden klonluyorlar. Beyinlerindeki çip gümlese de ölmüyorlar yani. 48 saatte bir bilinçleri uzaktaki bir yere kopyalanıyor. (Aynen bulut tabanlıymış o da :) Gerçekten gerçek ölümsüzler yani. Bu hiç ölmemiş zengin pislik gıcık sinir... insanlara Meth deniyor. İlk kitap olan Değiştirilmiş Karbon da bu Meth'lerden birisinin intiharı üzerine yazılmış.

Kitaplara geçmeden önce biraz başkarakterden de bahsetmek istiyorum. Takeshi Lev Kovacs (Tak) Kendisi eski bir Kordiplomat. Kordiplomat kelimesi aslında İngilizce'deki Envoy kelimesinin kitaba göre çevirisi. Dizide ve Google Translate'te Envoy kelimesi Elçi olarak çevrilmiş (!) Ne tesaduf. Ben yazı boyunca kitaptaki kelimeye sadık kalarak Kordiplomat diyeceğim. Çünkü Elçi'den çok daha heybetli bir kelime. Peki Kordiplomat nedir kimdir. Kitapta Birleşmiş Milletler isimli bir kurum vardır. Bu kurum kendi bünyesi için süper ajanlar eğitmektedir. Bu ajanlar üstün savaş kabiliyetlerine sahiptir. Farklı bedenlerde ve gezegenlerde savaşmak üzere eğitilirler. Farklı bedenlere çok hızlı uyum sağlayabilirler. Bilinçaltlarını yönetebilirler. Nörokimya sayesinde duyularını istedikleri an keskinleştirebilirler. İkna, yalan kabiliyetleri çok yüksektir. Tepkilerini yönetebilirler. Yani eğer istemezlerse hiçbir durumda şaşırmazlar üzülmezler ve sevinmezler. Hisleri görüleri ve tahminleri normal insanlardan çok daha üst seviyededir. Özel varlıklar değildirler. Bu güçleri sadece eğitimle elde ederler. Kordiplomat demek ölüm demektir. Şakası olmayan ölüm melekleridirler(Buradan Shinigami geldi aklıma. DeathNote'a selam olsun…) Birebirde yenmeniz inanılmaz zordur. Bir gezegene BM tarafından gönderildilerse o gezegen yıkım, felaket ve kan ile dolar. Sharya isimli gezegene de çağırıldılar. Innenin kentinde savaşın en kıyımlı zamanlarında Rawling 4851 isimli virüs pek çok Kordiplomatın belleğini yaktı ve onları delirtti. Tak, o an beyin telsizi(ne demekse artık) kapalı olduğu için bu virüsten kurtulan sayılı kordiplomattan birisidir. Bu olayda yöneticilerinin hatasının olduğunu düşünür ve kurumdan ayrılır. Bir Ronin gibi paralı askerlik yapmaya başlayan Tak, kendini 3 kitapta da farklı bedenlerde farklı savaşlar içerisinde bulur. Sağlam bir Kordiplomattır. Birkaç yüzyıl sonrasında bile yenilmez ve tahmin edilmezdir. Çok iyi bir stratejisttir.

 

Değiştirilmiş Karbon'da Laurens Bancroft intihar ediyor. Kendisi ahlaksız, 300 yaşında, insanları böcek gibi gören, kimseye ve hiçbir şeye değer vermeyen bir Meth. İntihar ediyor ancak bellek çipini de yok edecek şekilde intihar ediyor. 2 gün önceki hafızası ve yeni bir bedenle tekrar canlandığı zaman ise Takeshi Kovacs'ı neden intihar ettiğini öğrenmek için tutuyor. Başta intihar ettiğine inanmıyor tabii. Ancak vurulduğu silaha ya kendisinin ya da eşinin erişimi var. En son 2 gün önce hafızası depolandığı için geçtiğimiz 2 gün için herhangi bir hatırası yok. Hayırlısı deyip okumaya başlıyorsunuz. Böyle bir insandan bekleyeceğiniz üzere fuhuş hobisi var. Hele de yeraltı ve yasadışı olunca daha bir hoşuna gidiyor. Teknoloji o kadar gelişmiş ki sanal ortamda bilinçleri ile seks yapılıyor artık. Hal böyle olunca abimize Rawling'in daha basit bir versiyonu bulaşıyor. Sanal AIDS diyebilirim basitçe. Ne bekliyordun Laurens efendi. Tabi bu kendisine söylenen yalandan sebep. Anıları virüslendiği ve Backup sistemi devreye girdiğinde backuptaki kopyalara da virüs bulaşacağı için kendini öldürmüşsün deniliyor. Ancak asıl olay başka. Araştırdığım kadarıyla dizisiyle hiç bağlantılı değil. Asıl sonucu okumayı size bırakıyorum. Evet gıcığım biliyorum. Değiştirilmiş Karbon'da eksikliğini hissettiğim maddeleri sıralamak istiyorum:

  • Marslı medeniyetinden çok çok az bahsedilmiş. Biraz daha merak uyandırabilse Düşmüş Melekler'in satışları ve eleştirileri daha iyi olurdu kesinlikle. Çünkü bu kitapta Marslı'lardan meleğe benzeyen bir birey kalıntısı bulunuyor. Mesela: "Aa marslılar meleklere benzeyen varlıklarsa Düşmüş Melekler'in konusu kesinlikle Marslılar. Hemen almalıyım." Daha çok marslı istedi canım kitap boyunca.
  • Kitapta Bilinç aktarma var yıldızlararası yolculuk var Kordiplomat mantığı eğitimi var Marslılar var... Çok daha güzel ve farklı bir öykü yaratabilecekken bu kadar materyali zaten yaratmışken olay örgüsünü bir zenginin intiharı üzerine kurmak neden?
  • Aşırı derecede cinsellik ve şiddet var. Yazılı edebiyatta gerekmeyecek kadar. Fantastik ve Cyberpunk türlerini severek okuyan meraklılar olarak biz zaten yazarların yarattığı dünyayı seviyoruz. Taht Oyunları'nda da böyle Yüzüklerin Efendisi'nde de böyle. Kendimizi yazarın yarattığı o eşsiz dünyada bulmayı hayal etmeyi keyifli buluyoruz. Cinselliğe, kana, şiddete bu kadar eğilmek neden? Yaratmışsın kocaman güzel bir dünya. Kendi elinle saçma bir yerinden tutup batırıyorsun. Star Wars da böyle. Koskoca binlerce senelik geçmiş gelecek var. Hala Skywalker hala Darth Sidius. Kısılıp kalıyorsunuz koca evrenin küçücük bir kısmına…
  • Anlamadığım o kadar cümle, paragraf ve kelime öbeği var ki anlatamam. Kısa, anlaması zor, açıklamasız teknik kelime öbekleri neden? (Buna Düşmüş Melekler kitabında daha güzel değineceğim)
  • Ayrıca yazardan kaynaklanmayan anlaması mümkün olmayan bazı devrik cümleler ve çeviri hataları da vardı.

      +   Çok farklı keyifli hayal dünyanızı baya geliştirecek bir evreni var. Fantastik, Bilim-Kurgu, Cyberpunk severi bir okursanız kesinlikle okuyun derim.
      +   Çok yaratıcı şahsina munhasır bir teknolojiye sahip. Gelecek ihtimalleri, gelecekte hayatın neye benzeyebileceği gibi konularda gerçekten ufuk açan insanı hayallerden hayallere sürükleyen bir kitap.

 

Düşmüş Melekler, Değiştirilmiş Karbon'dan tamamen farklı bir kitap. Değiştirilmiş Karbon bilim-kurgu cinayeti gizemine eğilmişken, Düşmüş Melekler askerî bilim-kurgu olarak başladığı yolculuğunda Marslı'ların dahil olmasıyla iyice kabuk değiştiriyor. Düşmüş Melekler'de, daha önce de söylediğim gibi sevgili Kordiplomatımız Takeshi Kovacs, Sanction IV isimli bir gezegende, Wedge isimli bir orduda yine paralı askerlik yapıyor. Amacı başlarda çıkan askeri isyanı bastırmak. Savaşırken yaralanıyor ve hastahanede kendisini başka bir asker ödül avcılığı için ayartıyor. Daha doğrusu bir Marslı kalıntısını araştırmak üzere konuşuyorlar ve anlaşıyorlar. Bu kalıntıları araştırmak öyle bizdeki hazine avcılığı gibi alıp eline detektörü gezmek gibi kolay değil. Bir sirket ile anlaşılıyor. Kovacs'ın dialogları özellikle bu süreçte çok çok başarılı yazılmış. Gerçi Kovacs'ın dialogları 3 kitapta da genel olarak çok başarılı. Yaptıkları ve sözleri o kadar karizmatik ki ben bile ikna oldum. Şirketim olsa al Marslı araştır senin olsun der bırakırım yani o derece. Gerekli personel şirket tarafından toplanıyor ve kazıya başlanıyor. Aslında öğreniyoruz ki daha önce başka bir ekip bu kazıyı yapmış. Boyutlar arası bir kapı açılmış. Ve bu kapıdan geçtiğinizde sizi kocaman bir Marslı uzay mekiği bekliyor. Yıldızlar arası seyahat edebilen bayağı gelişmiş bir gemi bu. Ve savunma mekanizması otomatiğe bağlanmış vaziyette. Başka bir gemi ise yanından geçerken birbirlerine ateş etmeye başlıyorlar. Ne ilginç. Bu diğer gemi nedir kimindir bilinmiyor. Ana fikir şu insanlıktan önce ve insanlıktan çok daha gelişmiş başka medeniyetler evrende yaşamış. Ve pek çok kıymetli teknolojik eser bırakmış. Ancak kendileri piyasada yok. İstediğim merağı uyandırdıysam "gerisini ve ayrıntıları okuyun" gıcıklığımı yapma vakti gelmiş demektir.

  • Yazar Değiştirilmiş Karbon'da yaptığı bazı hataları ne yazık ki sürdürmüş. 1 sene arayla okur eleştirisi beklemeden yazılan kitap böyle olur ne yazık ki. Kusura bakma Richard babamın oğlu olsan bile bu eleştiriyi yapmam lazım. Mesela şöyle anlaşılmaz kelime öbekleri ile dolu kitap: gerçek zamanlı görsel telemetri, çok renkli spektograf taslakları, yörünge eşitleyiciler, dinamik ve analitik savaş modelleri, grafik şarjör envanteri, yerçekimi simgelemi... gibi. Bunların ne olduğuna en ufak bir satır bile değinmemiş. Tamam hayal gücümüz güzel ama nereye kadar. Bu kadar karmaşıklaşmak neden
  • Aşırı kan ve aşırı vahşet bu kitapta da sürüyor. Sutjiadi'nin maruz kaldığı işkence gereğinden fazlaca işlenmiş. Bir robot hem uyuşturucu veriyor hem derisini etinden ayırıyor hem etini kesiyor hem tırnak çekiyor hem diş çekiyor bunları yaparken şahsın ölmesini de engelliyor. Çok kötü sahnelerdi iyiki hepsini hatırlamıyorum. Ha bu ağır işkence Kovacs'ın kitabın sonundaki patlamayı yapmasına olanak sağladı. Bir yere kadar gerekliydi. Sonuçta o işkence olmasa Kovacs oradaki herkesi katletmeyecekti. Ancak yine de aşırı geldi bana.
  • Ve yine tahmin edebileceğiniz gibi aşırı seks... Gerçekten bunlara en azından bu kadarına ihtiyaç yok. Yarattığın dünya yeter dedik değil mi sana... Girme şu cinselliğe. Hadi Değiştirilmiş Karbon'da Laurens o tip mekanlarda çok geziyordu ve cinsellik üzerine bir konu vardı ve ayrıntısına kadar işledin. Bu kitapta neden bu kadar aşırıya kaçırdın ki. Kaç paragraf atladığımı sayamadım. Okurlarım yanlış anlamasın tabiiki cinsellik işlenmeli. Ama bir yere kadar. Yazar gerçekten abartmış.

      +   Farklı bedenlerde oluşabilecek farkları önceki kitabı okurken zaten fazlaca merak etmiştim. Erkek bedeninden kadın bedenine geçmek nasıl olurdu, yaşlanmış bedenden genç beden veya genç bedenden yaşlı bedene geçmek nasıl olurdu gibi pek çok sorum vardı. Bunun gibi evren hakkındaki, bilinç aktarma, beden klonlama, bilinç klonlama herhangi bir bedene bilinç aktarma… gibi pek çok soruma bu kitapta cevap verilmiş. Veya bedeni değişen herkes kişiliğini de değiştirmiyor mesela. Çok büyük bir + ekliyorum.
      +   Denge. Karanlık var ancak aydınlık da var. Mutsuzluk var ama arada romantizm de var. Kan var ancak birileri ölürken mutlaka birşeyler bırakarak ölüyor. Rogue One'ın son kısmı ile kıyaslanamaz ama yaklaşan bi hüzün var. İlk kitabın başında ölmüş bir karakterin acısı 3.kitapta hissedilebiliniyor. Genel olarak kitaplar arası farkındalık ve karakter örgüsü tutarlılığı Morgan tarafından çok iyi yapılmış.
      +   Bu kitapta Tak daha eğlenceli. Kendisiyle dalga geçiyor bazı yerlerde. Kendi kendine espri yapıp gülüyor. Tam benim kafam valla. Ben de gülmeyi seven kendi içinde sürekli esprileşen bir insanımdır. Kordiplomat seçmeleri neredeyse katılmak istiyorum. Çok az sayıda olsa da Tak'ın hatalar yapabilmesi kahraman olsa da superman olmaması bence bir başka güzel ayrıntı. Tak Overlord animesi anakarakteri gibi tanrı olsaydı kesinlikle bu kadar keyif almazdım.
      +   Ölümcül nanoteknoloji. Hiç beklemediğim bir zamanda kontrol edilmesi çok zor ufak ama çok güçlü nanoteknolojik robotlar fırladı geldi. Ortaya çıkışları da Marslı teknolojisinin onları durduruşu da çok ama çok keyifliydi. Kitabın bazı yerlerinde gerildim resmen.
      +   İlk kitaptan sonra gelen Marslı merakımı baya doyuran bir kitap olmuş. Askeri siyasi konulara az değinirken fazlaca Marslı övmüş kitap.

 

Dirilen Öfke Diğerlerinden tamamen farklı bir kitap. Türünü söyleyebilmek bile çok zor.  Çok sert bir Bilim-Kurgu ama mesela bazı kısımlar Tekno-Gerilim… Bu sefer Tak kendi dünyasında (Harlan) doğuyor. İlk kitap boyunca Quell isimli eski bir isyancıdan ve onun deyişlerinden bahsedilmişti. İlk kitaptan kaç sene sonrasında bu dünyada Quell de geri geliyor. Ölmüştü normalde ama Marslı teknolojisi sayesinde geri geldi ! Neresini anlatacağımı bile bilemiyorum. Serinin tamamen zirve kitabı. Ve şimdiye kadar en keyif aldığım kitaplardan birisi kendisi. Değiştirilmiş Karbon bölümünde bahsettiğim zengin aileler (İlk Aileler) ne Quell'i ne de bu Kovacs'ı seviyorlar. Ve vakti zamanında (300 sene önce) depoladıkları eski çok genç vahşi bir Kovacs klonunu depodan çıkarırlar. Çok güzel vs savaşları var kitap boyunca. Kovacs bir bar basıyor, bir genç klonu ile savaşıyor, bir polis ile savaşıyor, bir İlk Ailelerin evini basıyor bir orda bir burda anlayacağınız. Ancak yine de süper kahraman değil. Her ne kadar hızlı iyileşse de yara alabiliyor. Savaş ve gerilim çok güzel anlatılmış. Kitabın içinde kayboluyorsunuz adeta. Quellist isyan tekrar alevlenmeye çalışırken Morgan yargı dağıtıyor ve yine kan vahşet pek çok ölüm. Yine de isyan doğacak. Çünkü dünya 1984 kitabına dönmüş durumda. Yazar İlk Aileler, Kapitalizm Yakuza arasında sıkışmış dünyayı çok güzel işliyor. Ve isyan kaçınılmaz yani. Kitabın Marslı'lardan bahseden bölümleri yine çok keyifli. Bizden çok daha gelişmiş uygarlıkların olma ihtimali bile bence kitabı günlerce övmeye yeter. Uzaylılardan bahsettiğimiz uzaya çıkmak için çabaladığımız bu önemli günlerde böyle hayal gücümüzü geliştiren kitaplar çok iyi geliyor. Seriyi sırf bu kitap için bile okuyabilirsiniz. Harlan Dünyası ve Quellist isyan hakkında pek çok şey okuduk. Kordiplomat savaşları ve muhabbetleri çok güzeldi. Diğer kitaparda bolca bahsedilen Tak'ın hocası Virginia Vidaura ile tanışıyorsunuz. Diğer kitaplarda yükseltilen Virginia ve Quellcrist Falconer ile tanışmak çok keyifli. Din, kapitalizm, savaş… Kitaptaki Harlan ailesi ile Hilton ailesi arasındaki benzerlikler çok ilginç. Quell ile Kovacs'ın gemide geçen isyan hakkındaki sohbeti çok iyiydi. Yazar genel olarak dialoglarda çok başarılı.

  • Kovacs yine rahatsız edici şekilde tüm kadın başkarakterler ile yatıyor. Neyse uzatmayacağım. Bu konuyu yeterince eleştirdim.
  • Kitapta çok fazla ikincil karakter vardı. Bu yüzden karakter gelişimine de yeterince yatırım yapamamış yazar. E karakter gelişimi olmayınca da ölen insanlara yeterince üzülemiyoruz. Mesela Star Wars A Newer Hope (The Force Awakens) ta da bu hata yapıldı. Republic'in bulunduğu gezegen vurulduğunda yeterince üzülememiştim. Koca gezegendeki birçok insan öldü. Ama hiçbirini tanıtmamıştı film. Avengers'ta da yapıldı aynı hata. Baş karakterleri daha iyi geliştirmek varken her karakteri yarım geliştirmek yanlış bir yaklaşım bence.

      +   İlk iki kitapta merak ettiğiniz soruların %95'ine cevap buluyorsunuz. Keyifli, hayal gücünüzü zorlayacak anlatım daha da üst seviyede devam ediyor.
      +   Yaratılan dünya 3 kitaptır söylediğim gibi çok başarılı. Hayal gücünüze hitap eden şehirler taşıtlar silahlar çok keyifli. Önceki kitapta yapılan hataları bu kitapta düzeltmiş yazar. Anlaşılması zor olan o lanet kelime öbeklerinden kullanmamış. Mesela şu tarz satırlar oldukça fazla: "Silahlarımın ve Anderson ekipmanımın ağırlığına teslim olup dibe çöktüm. Yüzeyin birkaç metre altında gizlilik ve batmazlık sistemlerini devreye soktum. Yerçekimi sistemim titreyerek beni nazikçe yeniden dik duruma getirdi. Göz hizama kadar su yüzeyine çıkmamı sağladı. Kaskımın maskesini indirdim ve sudan arındırdım."  İşte bu. Bunu kastediyorum işte. Cümleler çok daha anlaşılır ve güzel bu kitapta. Aksiyon sahneleri de çok daha anlaşılır yazılmış. Yakuza yeraltı esintileri çok güzel işlenmiş. 
      +   Aşırı sürükleyici. önceki kitapların bazı bölümlerinde gereksiz uzattığını düşündüğüm yerler olmuştu. Ancak bu kitap bu yönden de çok başarılıydı. Oligarşi anlatılırken bile sıkmamış yazar.

Toparlamam gerekirse çok keyifli bir kitaptı. Kesinlikle tavsiye ederim.

İyi okumalar :)

Blog yazılarına abone olmak ister misiniz ?

Her yeni blog yazısı çıktığında veya soru yayınlandığında bildirim almak için e-mail adresinizi yazmanız yeterli.